Baba, Oğul ve Kutsal Ruh
Kutsal Üçleme ya da diğer deyişle Üçlü Birlik, yalnızca Hristiyanlığa özgü bir kavram değil — farklı dinî ve ezoterik geleneklerde de Tanrı’nın çok yönlü tezahürü benzer biçimlerde yorumlanmıştır.
Bu üçleme, Tanrı’nın hem birliğini hem de tezahürlerini ifade eder. Baba, Tanrı’nın yaratıcı gücü; Oğul, Tanrı’nın insanla özde birleşmesi, Kutsal Ruh ise Tanrı’nın kendi yaratımı ile olan ilişkisinde, ona içinden seslenen bir Ses olarak ortaya çıkar. Bu Ses, hakikati hatırlatarak, zihni yanılsamalardan özgürleştirir.
Bu üçlü yapı yalnızca Hristiyanlıkta değil, diğer dinî ve kültürel geleneklerde de sembolik olarak görülür. Alevilik’te Allah-Muhammed-Ali, Hinduizm’de Brahma-Vişnu-Şiva, Sufizm’de Rab-Rahman-Rahim, Eski Mısır’da İsis-Osiris-Horus, Kabala’da Ain-Ain Sof-Ain Sof Aur yapısı benzer şekilde üçlemelerdir.
Tanrı’nın İçimizdeki Nefesi
Kutsal Ruh’un kökeni Eski Ahit’e dayanır. İbranice’de Kutsal Ruh için kullanılan kelime “Ruakh”tır. Bu kelime nefes, rüzgar ve enerji gibi anlamlar taşır. Ruakh, kontrol edilemeyen ama etkisi hissedilen bir gücü, yani Tanrı’nın yaşam veren nefesini temsil eder.
Kutsal Ruh, Tanrı’nın insanla olan iletişim bağıdır. Kutsal Ruh sadece yaratılışta değil, Tanrı’nın insanlıkla kurduğu ilişkinin tek kaynağıdır. Peygamberlere vahiy getiren Kutsal Ruh’tur. Kutsal Ruh, İsa Mesih’in çarmıha gerilip öldükten sonra üçüncü gün dirilişiyle aktif olur. Dirilişinden sonra öğrencilerine görünür ve Yuhanna 20:22’de anlatıldığı gibi, “onlara üfleyip dedi: ‘Kutsal Ruh’u alın!’.
İçten bir dönüşüm sağlayacak olan Gerçeği, Tanrı’nın bir parçası olan Kutsal Ruh’u göndermiştir. Bu Ruh, insanlara yalnızca ruhsallık vermekle kalmaz aynı zamanda zihinleri değiştirerek Tanrısallığımızı hatırlamamıza yardım eder.
İslamiyette Kutsal Ruh Kavramı
Kur’an’da sıkça tekrarlanan “Allah’tan korkun” ifadesi “Allah’tan ayrı olduğunuzu zannetmeyin, içsel bağınızı unutmayın” çağrısıdır. Çünkü korku temelli olan her şey ego ile ilişkilidir. Ego; ayrılık, suçluluk ve yetersizlik hissiyle insanı Tanrı’dan uzak zannettirir. Kur’an da aslında bizleri, bu korkunun içine hapsolmaktan kurtulup ilahi sevgiyle bir ve bütün olma bilincine çağırır. Bu bilinç, nefsin/egonun zihindeki hâkimiyetinin zayıflatıldığı ve asıl güç olan Ruh’un yön verdiği korkuya değil güvene dayalı bir teslimiyet hâlini temsil eder.
Kutsal Ruh’a (Ruh’ul-Kudüs) dair kavramlar İslamiyette de vardır
- “Hiç şüphesiz biz Mûsâ’ya kitabı verdik ve ondan sonra birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık mûcizeler lûtfettik ve onu Rûhu’l-Kudüs ile destekledik.” (Bakara 87. ayet)
- De ki: Onu, inananların inançlarını sağlamlaştırmak için Müslümanlara hidayet ve müjde olarak RuhülKudüs, Rabbinden hak ve gerçek olarak indirmiştir. (Nahl 102. ayet)
MUCİZELER KURSU PERSPEKTİFİNDEN KUTSAL RUH’UN DÖNÜŞTÜRÜCÜ ROLÜ
Mucizeler Kursu (A Course in Miracles) da Kutsal Ruh’un Tanrı ile insanlar arasındaki iletişimi sağlama rolünü anlatan bir öğreti sunar. Kutsal Ruh, mucizelerin kaynağıdır; çünkü O, Tanrı’nın mesajlarını zihinlerimize ileten, bize Tanrı’nın iradesini ve sevgisini hatırlatan Sestir. Tanrı’nın iradesini insanlara ulaştırarak, Tanrı ile insan arasındaki iletişimi sağlar. Kutsal Ruh sadece dini bir kavram değildir, zihin dönüşümüne götüren iç öğretmene ulaşmakla ilgilidir. Tanrı’dan ayrı olduğunu zanneden bizlerin bir dünya rüyasında olduğumuzu anlatır. Yani korkuya, suçluluğa, ayırılığa, saldırı ve savunmaya dayalı bir düşünce sistemi olan egonun illüzyonlarına kapılmış durumda olduğumuzu. Bu düşünce sistemi sebebiyle de gerçek kimliklerimizi ve ışığımızı unuttuğumuz bu hatırlama yolculuğunda, zihnimizde sürekli çağrıda bulunan Ses, Kutsal Ruh’un Sesidir.
Kutsal Ruh’un görevi, zihni yanılsamalardan (egonun düşünce sistemi) özgürleştirmek ve onu Tanrı’ya geri döndürmektir. Bu süreç, her birimizin tek arayışı ve ihtiyacı olan zihin değişimidir. Çünkü bu, aynı zamanda korkudan sevgiye, kaostan huzura geçişle ilgilidir. Kutsal Ruh, hem bireyin içsel dönüşümünü sağlayan hem de ilahi mesajın doğru bir şekilde aktarılmasını mümkün kılan Tanrısal bir güç ve bilgelik kaynağıdır. İnsanla Tanrı arasındaki görünmeyen, ama sonuçlarıyla gelen iç huzuru sayesinde varlığına iman edilen bir iç rehber, ilahi bir güç.
Kutsal Ruh’un en belirgin etkisi, insanların iç dünyasında bir dönüşüm başlatmasıdır. Bu dönüşüm iki temel ilişkiyi onarır, Tanrı ile insan arasındaki ilişki ve insanların birbirleriyle olan ilişkisi. Günah ve suç inancı sebebiyle bozulan bu bağlar, Kutsal Ruh’un aracılığıyla yeniden yorumlanır. Günah yoktur ama günaha ve suça olan inanış vardır. Ve bu inanışların da görünür ve deneyimlenir olan sonuçları. Bu sebeple dıştaki bir şeyi değiştirme çabası yerine asıl kaynak olan zihinde düzeltme yapılmalıdır. Bu noktada Kutsal Ruh, geçmişin yanlış algılarını dönüştürerek affetmeyi öğretir, çünkü zihin yalnızca affetme yoluyla kurtulabilir.
Sonuç itibariyle Üçlü Birlik sadece teolojik bir yapı değil, aynı zamanda içsel bir deneyim ve dönüşüm süreci ile ilgilidir. Bunu anladığımızda, bu yolculuğunu da yalnız yapmadığımızı, her an yanımızda olan, içimizde seslenen, ışığı, hakikati, mucizelerin varlığını ve sevgiyi hatırlatan bir İlahi Rehber’le yürüdüğümüzü de kavrarız.