Elest Bezmi, Kur’an’da Araf Suresi 172. ayette geçen “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” ifadesi, insanın yaratılışta Allah ile olan diyaloğuna ve verdiği söze işaret eder:
“Hani, Rabbin, âdemoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu: “Rabbiniz değil miyim?” Onlar: “Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz.” demişlerdi. Kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” demeyesiniz.“
Bu ayet, İslamiyette “bezm-i elest” ya da “Kalu Bela” olayı olarak bilinir. İnsanın yaratılışından önce ruhlar aleminde gerçekleştiğine inanılan bu sözleşme, her insanın Tanrı’yla ve tüm ruhlarla ezelden gelen bir bağı olduğunu ve bu bağın fıtratına işlendiğini ifade eder. İnsanın fıtratında Allah’ı tanıma ve O’na ait olma bilincinin zaten var olduğunu gösterir. Ancak dünyaya doğduğumuzda verdiğimiz bu sözü doğal ve hatta kaçınılmaz olarak unuturuz. Bu unutma da ruhun öz benliğinden uzaklaşmasıdır. Elest bezminde verilen söz, dünyevi benliğin arzuları sebebiyle örtülür, ego/nefs bu bilgiyi perdeler. Ancak kalpte, bu ilahi sesi hatırlatan bir çağrı vardır. İşte bu dünya hayatı, o çağrıyı yeniden duyma ve hatırlama yolculuğudur. Egonun kurduğu yanılsama dünyasından uyanmak ve Tanrı’nın İradesini ve dolayısıyla kendi irademizi ve vermiş olduğumuz sözü hatırlamaktır.
Devamını oku: Bir Sevgi Anlaşması – Unutma ve HatırlamaMucizeler Kursu Metin Kitabında yer alan “Gizli Yeminler” adlı bölümde, Elest bezminde verilen sözle örtüşen benzer bir paragraf yer alır:
“Tanrı sözlerini tutar, Evladı da kendininkileri. Onun yaratılışında Tanrı ona ‘Sonsuza kadar sen benim sevdiğimsin ve Ben senin sevdiğinim. Sen de Benim gibi kusursuz ol çünkü hiçbir zaman Benden ayrı olamazsın’ demiştir. Evladı ‘Olacağım’ diye cevap verdiğini hatırlamaz, bu vaatle doğmuş olmasına rağmen. Yine de zihninin şifa bulmasına ve bütünleşmesine izin verdiği her sefer, Tanrı ona bu sözü hatırlatır.”
Bu metin, Elest’te verilen sözün Mucizeler Kursu’ndaki diliyle benzeşen bir içeriktir. Ruhun Tanrı’dan geldiğini, O’ndan ayrı olamayacağını ve vaadin hatırlanabileceğini anlatır. Buradaki şifa, sadece bedensel değil, esasen zihinseldir.
Ego, Korkunun ve Unutuşun Sesi
Unutma, ruhun dünyaya gelişle birlikte verdiği sözü, yani Tanrı ile olan bağını geçici olarak unuttuğu hali anlatır. Hatırlama ise içsel sorgulama, yüzleşme ve manevi uyanış kararı ile birlikte, bu bilginin tekrar fark edilmesidir.
Mucizeler Kursu’nda unutmaya dair şöyle bir ifade vardır: “O, düşüncelerini terk etmedi! Ama sen O’nun Mevcudiyetini unuttun ve O’nun sevgisini hatırlamadın. Dünyadaki hiçbir yol seni O’na götüremez, dünyevi herhangi bir hedef de O’nunkiyle bir olamaz”
Ego, ruhun Tanrı’dan ayrıldığına inandığı anda doğan bir yanılsamadır. Ego, bu ayrılığın gerçek olduğunu fısıldayan içsel bir sestir; ayrılık, suçluluk, korku, yetersizlik ve değersizlik gibi duygularla Tanrı’yla olan bağını unutturur, kalpteki sevgi ve birlik çağrısını bastırmaya çalışır. Bu içsel karmaşa “şeytanın fısıltısı” olarak da adlandırılmıştır. Ancak O’nun zihnimizdeki sesi olan Kutsal Ruh sayesinde bu içsel çağrı hala bizimledir.
Aynı Ezeli Söz, İki Dilde
Mucizeler Kursu da bu birliğin bozulmadığını sadece unutulmuş olduğunu farklı bir dille söyler.
Kur’an’da “Evet, şahitiz”
Mucizeler Kursu’nda “Olacağım.